19 Şubat 2010 Cuma

"Bu ayrılık ne yaman söyle, adamların adamı uykuda mısın?" ..

"Sürü" , "Bereketli Topraklar Üzerinde", "Adak", "Piyano Piyano Bacaksız" gibi Türk sinema tarihinin en önemli filmlerinde hafızalara yerleşen performanslar ve sanatçı duruşu denen olguyu ete kemiğe bürümesi ile sinemamızın en önemli sanaçılarından Yaman Okay' ı iki şiirle anıyor ve rahmet diliyorum.

Holdingler
Politikapçıklar
T.S.K.ler
T.K.K.lar
Hiç hiç kanser olmazlar
Ama bizim Yaman durduğu yerde
Pankreas kanseri olur
Nedeni bir şair tanır Yunan
Adı Pankreatitis
Yani yeni bir rol

Can Yücel

 *              *                *             *            *


bu yaz guneş biraz daha eksik,
el ele verin azaldık
yine o tanıdık serinlik.
işimiz cok zor...
bu yıl herkes biraz daha korkak
bu ne çaresizlik ah yandık
dayan yürek dayan
giderek işimiz çok zor.
ah koca oğlan oyun ettin
bu iş burada bitmez
söylenecek çok söz kaldı
sana bir ömür yetmez.
ah nerelere gittin aman söyle
bu ayrılık ne yaman söyle
adamların adamı uykuda mısın?

7 Şubat 2010 Pazar

THE BOONDOCK SAİNTS / ŞEHRİN AZİZLERİ


Veritas..yani doğruluk/gerçek. Ve tabi ki kardeşi, Aequitas..adalet. İşte film bu iki kavramı temsil eden  İrlandalı kardeşlerin kötülere karşı başlattığı savaşı anlatıyor, kötülerin oyun kurallarıyla tabi ki. İnsana değer yargılarını, adalet sistemini, ve hatta adalet kavramını sorgulatır sonunda jenerik akıp giderken . Günümüzde Saw/ Testere serisinin kişisel bazda işlediği mevzuyu, bir şehrin kötüleriyle hesaplaşma olarak çıkarır karşımıza. Gerçekten kıssasa kıssas mıdır adalet, ya da -daha yerinde bir soru- öyle mi olmalıdır? Modern hukuk kurallarının getirdiği cezalar veya kanunlar arasındaki boşluklardan kaçıveren fareler insanı öfkeyle doldurduğunda hepimizi düşündürmez mi bu soru? Ya da en bilinen şekliyle "geberteceksin böylelerini" yi düşünmez mi insan? Önce doğruluk ile önlemeyi önerir tüm şiddet öğelerini kullanmasına rağmen. Yetmediği yerlerde kıssasa kıssastır ölçüt. İki kardeş doğruluk ve adalet kendi yöntemleriyle sağlamaya çalışır bozulan düzeni. Yerinden çıkan çivileri de kendileri çakar haliyle. İzlenmesi gereken filmler diye bir liste yapılıyorsa hali hazırda, bulunması gerekir hem akla getirdiği sorular, hem de muazzam oyunculuk performansları için. Filmin son bölümünde yer alan mafya liderinin yargılandığı duruşmayı basan Veritas & Aequitas ile bitirelim yazımızı..

..şimdi bizi dinleyin. fakir veya aç olanları istemiyoruz. yorgun veya hasta olanları da istemiyoruz. biz günahkarları alacağız. içinizdeki kötülüğü yok edeceğiz. her nefesimizde onları avlayacağız. gökten yağmur olup yağana kadar her gün onların kanını akıtacağız. öldürmeyin. tecavüz etmeyin. çalmayın. bunlar her inançtan insanın uyması gereken kurallar. bunlar basit istekler değil. bunlar ilahi emirler. bunlara uymayanlar bedelini ödemeli. şeytan'ın birçok yüzü vardır. size sınırları aşıp, gerçek kötülüğe bizim bölgemize girmemeniz için ders veriyoruz. eğer (sınırları) geçerseniz birgün arkanıza baktığınızda bizi görürsünüz. ve o gün yaptıklarınıza pişman olursunuz. biz de sizi istediğiniz tanrıya göndeririz. birer çoban olacağız, senin için tanrım, senin için. gücümüzü elinden alıyoruz. ayaklarımız emirlerini rüzgar gibi yerine getirsin. akıtacağız sana doğru ruhlarla dolu olan nehirleri..

11 Aralık 2009 Cuma

İyiler Gider, Hayat Daha Bir Grileşir..


"kuzucuklarım" diye seslenişini az farkla kaçıran bir neslin ferdi olarak bana iyiliğin simgelerindenmiş gibi gelen, gülüşünü her duyuşumda insana verdiği mutluluğu ve neşeyi doyasıya hissettiren, sevmeyeni olabileceğini aklımdan dahi geçiremediğim, dünyada "iyi" diye parmakla gösterebileceğimiz şeyler hızla azalırken, bunca yıla rağmen hafızalardan ve gönüllerden silinmeyen "Adile Teyze"mizin ruhu şad olsun..

5 Aralık 2009 Cumartesi

5 Aralık 1934 : Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi..


Bir toplumun yarısı zincirlerle toprağa bağlıyken diğer yarısının göklere ulaşması mümkün değildir.

4 Aralık 2009 Cuma

ENGELLER ÜZERİNE

3 Aralık maksadıyla yazdığım bu yazıda "engelli" tabirini oldukça üzüntü verici ve hatta sinir edici bulduğumu yazdım,gün bitti, ders geçti, sıra geldi neden böyle hissettiğime.. Kendi seçimi olmayan nedenlerden dolayı kabul edin veya etmeyin biraz yan gözle baktığınız, en azından ilk duyduğunuzda daha bir mesafeli yaklaştığınız kişileri bir etiket, bir unvanmışcasına bu sözcükle nitelemek biraz sinir bozucu gelmiyor mu size de? Ya da soruyu sormadan önce biraz karşılaştırma yapalım da, bu sözcüğü esas hak edene beraber karar verelim..

Giriş ne kadar yumuşak olduysa bu kısım size en az o kadar sert gelecek, baştan uyarmadı demeyin. Misal biz kafesler ördüğümüz yaşamımızda kendine ile zaman ayırmaktan aciz koşuşan köleler?.. Çok mu özgürüz, çok mu özgürsünüz hep bir yerlere yetişme telaşı yakamıza yapışmışken?.. Ya da niteleme sıfatınız olmadan tarif edemeyeceğiniz kimi zaman doğa, kimi zaman gezi düşkünü , eğlenmenin, mutlu olmanın "gerçek" anlamını bilen kocaman yürekler mi?.. Biz 10 dakika elektriksiz kalınca sinirden sıkıntıdan yüzü asılan bireylere inadına tezat oluşturan, belki bir ışık hüzmesini hissetmemiş ama yeri geldiğinde bir meşin toparlağı ağlarla buluşturan,  veya bir sepettopunu kusursuz bir baskete çeviren gönül gözü açıklar mı?.. Sen mi ben mi anlıyoruz sanattan, duygudan, hissettiğini aktarmaktan, yoksa kah ayağına yerleştirdiği fırça ile, kah yitirdiği işitme duyusuyla bestelediği eserlerle alemi kendine hayran bırakanlar mı?..Halı sahada haftada bir sigara çekmiş ciğerleriyle top peşinde yuvarlanan mı sporcu, ağzıyla attığı ok ile zihinlere saplanan mı?.. Hayat denen kargaşa içinde, anlamsız bir hırsın peşinde, elinin kirini kazanmak uğruna  insan olmanın tüm değerlerini ayaklar altına alan, geceyle gündüzü bir edip gözaltı torbalaşan mı güzel , yoksa nefes aldığı her anın keyfini çıkarmayı bilen, parıldayan gözleriyle etrafına neşe saçan mı?..

İşte bu yüzden, dün, 3 Aralık hepimizin günüydü, biz, asıl engellilerin, yaşam engellilerinin..Gününüz bir kere daha kutlu (!) olsun..

10 Kasım 2009 Salı

10 KASIM...

10 Kasım 1938 Atamızın ölüm tarihi değil, Türk ulusunun gönlünde ölümsüzlüğünü kazandığı tarihtir. Atamızı, bize gösterdiği yolda dosdoğru ilerleyebilen onurlu gençler olarak rahmet, saygı ve şükranla anıyoruz.


29 Ekim 2009 Perşembe

Cumhuriyet Bayramı..

Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlâtlarından mürekkep büyük ordumuzun vicdanında akıl ve şuurunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar, çok zayıf dimağlı bedbahtlardır. Bu gibi bedbahtların, Cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde lâyık oldukları muameleye maruz kalmaktan başka nasipleri olmaz. Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşıyacaktır. Ve Türk milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir.