10 Eylül 2009 Perşembe

"ÇİRKİN KRAL" ...

" Bir sanatçı olarak Yılmaz Güney diye bilinirim, asıl adım Yılmaz Pütün' dür. Adım, zorluklar karşısında eğilmez, umutsuzluğa kapılmaz, yılgınlığa düşmez ve baş eğmez anlamına gelir ; soyadım "Pütün" ise bir dağ meyvesinin kırılmaz çekirdeği demektir. " .


Bu cümle ile başlar Yılmaz Güney' in kendi kaleme aldığı hayat hikayesi. Adeta kendini ismiyle tanımlar, adı kendine uyanlardan olduğunu belirtir gizliden. 1937 yılında başlayan hayatı 1984' te Paris' te sona erdiğinden beri Türk sinemasının en çok tartışılan, en çok eleştirilen, ama belki de en etkili filmlerine de imza atan yönetmen, senarist ve oyuncudur. Henüz 18' ine adım atarken, 1955 yılında yazdığı bir hikayede geçen " herkes eşit olsa dünya cennet gibi olurdu" cümlesi nedeniyle "komünizm propagandası yapmak" olur, ve hayatının büyük kısmında yer alacak olan mahkeme salonlarına ilk adımını atar. Bu duruşmalar sırasında genç yaşından beklenmeyecek ifadeler de verir hakim karşısında : "topraksız bir köylünün çocuğu olarak dünyaya geldim. babam zaza kürdü, annem kurmanc kürdü. halkım için en iyi yolun bilimsel sosyalizmden geçtiğine inanıyorum. ama yine de sosyalistim diyemem. sosyalizm çırağıyım sadece. öğrenmeye devam edeceğim ama safım belli. sosyalizm çırağı bir sinemacıyım." . Bu dava sonucu önce 7,5 yıl ağır hapis ve 2,5 yıl sürgün cezasına çarptırılır, ancak temyiz sonrası 1,5 yıl ağır hapis ve 6 ay sürgün cezası kesinleşir 1957 yılında.

bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin.
bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan.
bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır.
hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
damla damla birikiyor insan.
damla damla sevgili.
bir gün akıp gideceğiz hayata.
duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur.
ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.
 

Yılmaz Güney

Ancak onu üzen şey hayalini kurduğu yüksek öğreniminin yarım kalması gerçeğidir. Bundan sonra hayat dışında öğretmeni kalmamıştır, o da bunu dile getirir : "kitaplar, sinema, iş, cezaevi, acımasızlık, hayatın katı kuralları, toplumsal baskılar, kahpelikler, yiğitler. karşılaştığım zorlukları yenmek için direnmek ve kararlılık. öğretmenlerimden biri zor'dur." .  1972 yılında ise devrimcilere yardım ve yataklıktan hapse girecektir. Bu olayın da ilginç öyküsü vardır, polis bu "devrimciler"i ararken çirkin kral arabasında, yanındaki koltukta aranan gençlerle polisin yanından geçer, durdurulmaz aranmak için, hatta tezahüratlar yapılır adına. Daha sonra evini aramaya gelen polisler kaçaklar nerede diye sorduğunda o sakince " yukarıda saklanıyorlar" cevabını verir, ancak polisler şaka yaptığını düşünerek alt katı arar ve gider, oysa arananlar gerçekten bir üst kattadır! Bu suçtan hakim karşısına geçtiğinde yine kendine has üslubuyla, yani doğru bildiğini çekinmeden söyleyerek cevap verir : " Ben Türkiye halkı için yüreğini ortaya koyanlara yardım etmeye devam edeceğim." . 10 yıl hapis cezasına çarptırılmasına rağmen 1974' te Ecevit hükümeti affı ile serbest kalır. Ancak bugün bile adı etrafında dönen tartışmalarda en büyük hatası olduğu belirtilen cinayet olayı gerçekleşir aynı yılın Eylül ayında.
1974 Eylül' ünde, alkollü bir masada çıkan tartışma ve söylenen sözler sonucu Yumurtalık savcısını öldürmek suçundan hüküm giyer Çirkin Kral. Bu son hüküm giyişi değildir, hapishanedeyken açılan 10 ayrı davada toplam 100 yıl kadar ceza istemi vardır, 19 yıldan hüküm giydiği cezaevinde.
1981 Ekim' ine kadar, yani izinli olarak çıktığını söylediği cezaevinden kaçışına kadar 20 yıl hapis cezası belli olmuştur diğer davalarda, ancak halen süren davaları vardır, ve kaçmıştır. Daha sonra Paris' e düşer yolu, vatanına dönemeyecektir. Bu sırada vatandaşlıktan da çıkarılmıştır. Kaçarken arkasından sıkılacak topları ateşlemediği için czalandırılan bir makineden söz edilir. Halen cezaevinde zincirli olduğu rivayet edilir.

1984 yılının 9 Eylül' ünde, ülkesinde İzmir topraklarının işgalden kurtuluşu için toplar atılırken, kendisi de mide kanserinden yakasını kurtaramayarak son nefesini verir hayata. Yaşanan olaylardan sonra bir hayatı olmadığını itiraf eder son zamanlarında : 'ben hicbir zaman yeni bir hayata sahip olmayacagım.hep acılarla ve hatalarla dolu eski hayatımın icinde kalacagım'' . 


Hayata gözlerini yumduğunda tartışmalar bırakır geride. Ve unutulmaz filmler. Oyunculuğun sade oldukça daha iyi olacağını sinemamıza aşılayan isimlerdendir. Gerçekle yoğrulmuş filmler vardır çoğunlukla kariyerinde, bir de Anadolu westernleri. Maço tavırlı Anadolu çocuğudur filmlerinde, bu kaba erkek imajı sorulduğunda verdiği cevap hayatını aktarır esasında : " biz de bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lakin aç idik, yedik karanfil parasını." .


Cannes Film Festivali' nde ödül alan nadir isimlerimizden olması nedeniyle de sinemamızın mihenk taşlarından biridir Çirkin Kral. Sayısız ödüle, çok önemli isimlerden övgülere layık görülmüş bir isimdir.Ülkemize gelen en önemli yönetmenlerden birinin daha söze başlarken ilk izlediği Türk filmi olduğunu söylediği ve yönetmenine hayran kaldığı filmin hem senaristi, hem oyuncusu, hem yönetmenidir. Sürü, Yol, Duvar, Arkadaş gibi halen izleyenleri "çarpan" filmlere imza atmıştır.
 
Sanat bir düşünce ürünü ise, o da bu ünvanı fazlasıyla hak eden isimlerdendir.


Hayat bize mutlu olma şansı vermedi sevgili,
biz kendimizden başka herkesin üzüntüsünü üzüntümüz, acısını acımız yaptık çünkü.
Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığımız bir insanın göz yaşı bile içimizi parçaladı.
Kedilere ağladık, kuşların yasını tuttuk...
Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat karşısında bizi zayıf yaptı. Aslında ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak. Ben bütün hayatımda hep üzüldüm, hep yandım.
Yaşamak ne güzeldir be sevgili...
Sevinerek, severek, sevilerek, düşünerek...
Ve o vaz geçilmez sancılarını duyarak hayatın...



Yılmaz Güney

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder